Bugünün Rüzgârında Türkiye

Bugünün Rüzgârında Türkiye, içinde tarih, edebiyat, şiir, müzik mimari ve tasavvufun yer aldığı politik yazılardan mürekkep. Aslında mesele memleket olunca dönüp dolaşıp aynı hikâyeleri, benzer sesleri duyuyoruz. Yahya Kemal’in tabiriyle ‘imtidad’da, yani zamanın yekpare bir şekilde uzayıp gittiği saatlerde gibiyiz.

İki kapak arasına girmiş bu makaleler, ülke gündemiyle ilgili ama sadece o âna has değil, ‘kendi hâlinde’ kronolojik bir anlatıya sahip. Türkiye günlüğünde Evliya Çelebi’den Tanpınar’a, Şeyh Bedrettin’den Muzaffer Ozak’a, MFÖ’den Sultan Cem’e, II.Abdülhamid’den İttihatçılara, İsmet Özel’den Teoman’a Enis Batur’dan Orhan Pamuk’a Erkin Koray’dan İlhan İrem’e, Subcomandante Marcos’dan Bursaspor’a değil birçok kişi, olay ve hatırayı hatırlayacaksınız.

Samet Altıntaş, ‘hiç kimsenin ilgilenmediği bazı olayların tarihçisi’ olarak aldığı notlarla ‘hayranlık verecek derecede güzel, tahammül edilemez ölçüde çirkin, bizim ve gerçek’olan Türkiye’nin kalbine doğru bir yolculuğa rehberlik ediyor.

 

Okumaya devam et

Hayat Çizgim 2. Baskı

“Bir kadının gözünden geçen yılların izini sürmek, yaşamın acı ve tatlı anlarını keşfetmek, güçlü ve çoğu zaman karmaşık insan ilişkilerinin iç yüzünü anlamak için bu kitabı elinize aldınız.”

Hayat Çizgim, işkadını, tarihçi, STK gönüllüsü, ekonomist ve mali müşavir Ebru KAİN’in yaşamının dönüm noktalarını ve deneyimlerinden damıttıklarını içten cümlelerle paylaştığı bir ilk kitap.

Yazar, çocukluğunu ve ailesini, iş yaşamına girdiği andan itibaren yaşadığı süreçleri, dünyanın farklı ülkelerine yaptığı gezilerde gözlemlediklerini çay eşliğinde yapılan bir dost sohbeti tadında okura aktarıyor.

Dolu dolu yaşanan bir hayatın düşüncelerle harmanlanmış dünyasından bakan Ebru KAİN kelimeleriyle, özellikle gençlere ve kadınlara sesleniyor ve şöyle söylüyor: Bir kadının gözüyle bakmak değiştirebilir dünyayı…

Okumaya devam et

Gizli Miras

Elinizdeki roman, kurguyla gerçeğin köprüsünde, maceranın ve gerilimin gölgesinde, sevda sözlerinin derlendiği bir anlatı.

Ahmet Can Buğday, yakın dönem Türkiye panoramasını işaretliyor kalemiyle. Alper ve Özlem’in kişisel tarihleri üzerinden gizemli dünyanın zor ve bir o kadar da şaşırtıcı taraflarını buluşturuyor okurla, tıpkı insan denen meçhulün imkânsız yanları gibi.

Sayfaları çevirdikçe devletin kodlarına işlenen idealleri göreceksiniz. Çelişkili, güvenilmez, yanıltıcı fakat doğru zaman parçalarından yapılmış evin içinde, yani Türkiye’nin koridorlarında gezineceksiniz. Evet ‘geçmişte kim olduğunu bilmek istiyorsan şu an kim olduğuna, kim olacağını bilmek istiyorsan ne yaptığına bak’ diye söylenmiş kadim ve bilge söz, kurgunun manzarasını izah ediyor anlam derinliğinde.

Sadece dededen değil, atalardan kalma bir tereke Gizli Miras, herkesin payı olan ama hiç kimsenin hakkı olmayan.

*

‘’Âna dair her şeye karşı mühürlenmişti. Dakikalar sonra rüzgârın etkisiyle Kandilli kıyılarından işitilen sesler kadar derinden gelen ve bir adım uzağında duran kadının sesi mührü paramparça etti. Mührü kıran ses o kadar güçlüydü ki kadının dudaklarından defalarca dökülen o isme kayıtsız kalamadı.’’

Okumaya devam et