

Siparişlerinizin Kargo & Teslimat Süreci
Sitemizden verdiğiniz siparişler size en kısa sürede ulaştırılır. Siparişiniz kargoya verildikten sonra size e-posta veya SMS yoluyla bilgi verilir.
Siparişinizin durumunu takip etmek için size verilen kargo takip numarasını kullanabilirsiniz.
Siparişlerinizin teslim süresi, seçtiğiniz ürünün stok durumuna ve bulunduğunuz bölgeye göre değişiklik gösterebilir.
Genel olarak, siparişinizin kargoya verilmesi 1-3 iş günü, teslimat süresi ise 2-5 iş günü sürer.
Resmi tatil ve bayram günlerinde teslimat yapılmamaktadır.


Murat Bilgiç (doğrulanmış kullanıcı) –
Adnan Arduman’ın yeni kitabı Mart’ın Doğusunu büyük bir keyifle okudum. Kitabın en güçlü tarafı, fiziksel yolculuğu içsel bir yolculukla ustaca birleştirmesi. İnsan bazen aradığı şeyin adını koyamaz; ama doğru cümleyle, doğru karşılaşmayla ya da doğru yolculukla içindeki eksik parçayı fark eder. Kitap bunun çok güzel bir hikayesi.
İstanbul’da başlayıp Hindistan’a uzanan bu hikâye, karakterin kendi zincirlerini fark etmesine, hayatı daha bilinçli seçmesine ve zamanla kendi varoluşunu şekillendirmeye başlamasına zemin hazırlıyor.
Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri, hikâyenin içine ustalıkla yerleştirilmiş küçük ama güçlü cümleler oldu. Her bölüm, bu arayışın ayrı bir durağı gibi; okuru kendi hayatına dönüp bakmaya davet eden felsefi işaretler taşıyor.
Özellikle Nietzsche, sanat ve “hayatı bir başyapıt gibi yaşamak” üzerine olan sayfalar çok etkileyiciydi. İnsanın hayatını sadece yaşamakla kalmayıp, onu bilinçle, cesaretle ve estetik bir tavırla şekillendirmesi fikri bana çok dokundu. O satırlar gerçekten içimde bir ışık yaktı.
Ayrıca, Adnan Arduman’ın dili, diğer kitaplarında olduğu gibi akıcı; düşünsel tarafı güçlü ve kritik yerlerde zarif bir cesaret taşıyor. Roman; gençlik, arayış, özgürlük, aşk, cesaret, sanat ve kendini gerçekleştirme temalarını bir araya getirirken okuru da kendi iç yolculuğuna davet ediyor.
Okurken hem karakterle birlikte yola çıkıyorsunuz hem de bir noktada durup kendi hayatınıza bakıyorsunuz. Bence iyi bir kitabın yaptığı şey de tam olarak bu!
Ecmel Ayral –
Mart Havası
Mart geldi mi havanın nasıl olacağı belli olmaz. Evet bazen kazma kürek yaktırır ama bazen de güneş altında kıvrılabilirsiniz. Bir de tabii malum, bazı türler üzerinde ateşli etkileri olur, sabahlara kadar susmazlar. Mart’ın Doğusu bunların hepsini yaşatıyor bize.
Önce Mart’tan başlayalım, bu romanda Mart bir ay ismi değil, yakışıklı bir genç adam. Adı Mert değil hayır, Mart. İlk şaşırtmacayı orada yapıyor hınzır yazar. Sonradan anlıyorsunuz bu “neden olmasın” halinin aslında bütün hikayenin özünü oluşturduğunu.
Mart’ın doğuya yolculuğu bir arayış aslında, kendini arayış. Ben kimim ve burada ne yapıyorum sorusunu soran herkesin – haydi çoğunluğun diyelim- ilk işi önce okumak oluyor. Filozoflar, düşünürler, yazarlar, şairler ne demiş acaba? Bulmuşlarsa öğrenelim kardeşim, uğraşmayalım. Yani bir arama tarama faaliyetiyle başlıyor çoğunlukla bu yolculuk. Mart da öyle yapıyor önce ama sonra yavaş yavaş, bulmanın aramakla ilişkisi olmadığını görüyor. Bulmak için aramak gerekmiyor, yaşamak gerekiyor. Yolculuğun kendisi zaten seni bulacağın yere götürüyor, ya da belki daha doğrusu bulunan sen oluyorsun.
Adnan Arduman’ın üçüncü ve en seksi romanı insanlık hallerinin hepsine dokunuyor; meraka, heyecana, şaşkınlığa, hüzüne, cinselliğe, aşka, teslimiyete ve hayat içinde akmaya. Benim “masum aldatma” diye isimlendirdiğim tuhaf oksimoronları usta ve fakat iyi niyetli bir yankesici gibi çaktırmadan cebimize bırakıyor. Mart’ın seri ve paralel aşkların içinde yol alışını izlerken ona kızamıyoruz, hatta belki imreniyoruz, gözümüzü kapatıp hayal kuruyoruz. Falcı peşinde koşarken yaptığını aptalca bulmuyoruz, tam aksine, bizim de merakımız kabarıyor. Romanı bir solukta okumaya dalmışken bir taraftan da bitmesin istiyoruz ama sonuna geldiğimizde bir sürpriz daha bekliyor bizi. Yazar öyle bir işaret fişeği fırlatıyor ki, hem bitirdiğiniz romanı bir daha okumak geliyor içinizden hem de bir sonraki romana dair bir kıvılcım çakıyor zihninizde.
Daha fazla anlatmayayım, okuyun seveceksiniz. Yine yazmış Adnan.
Nejat Aytekin –
Sevgili Adnan Arduman’ın son romanı “Mart’ın Doğusu”, kahramanının kendini keşfetmek, hayatın anlamını bulmak ve belki de kendini yeniden inşa etmek amacıyla çıktığı mistik bir yolculuğu anlatan, ilginç ve keyifle okunan etkileyici bir kitap. Bu arayış, Mart’ı Hindistan’a uzanan bir
yolculuğa çıkarır.
Hayatın anlamını arayan Mart’ı Hindistan’da birbirinden ilginç ve karmaşık ilişkiler ağı beklemektedir. Kitap, renkli, kalabalık ve bir o kadar da karmaşık bu ülkede Mart’ın yaşadıkları o kadar samimi ve güzel anlatılmaktadır ki, yolculuğuna eşlik ederken, okurda da onun yanında olma duygusu uyandırmaktadır.
Kitabın finali ise, sanki bir filmin devamı gelecekmiş hissi uyandıracak kadar şaşırtıcı; beklenmedik gelişmeleriyle okurunu ters köşe bırakıyor.
Keyifli, bilgilendirici, güzel anlatılmış, rahat okunur ve iz bırakır bir kitap. Tavsiye ederim
Nihayetinde Mart, hayatın anlamı üzerine okuduğu farklı düşünürlerin fikirlerinin, kişisel yolculuğunun ve yaşadığı deneyimlerin kendisini nasıl şekillendirdiğini, bizzat hayatın içinde deneyimleyerek görecektir. Çünkü hayatın tek bir evrensel cevabı yoktur; anlamı, kişinin kendisi belirliyor.